22.6.17

Bülbülün Kırk Şarkısı / İskender Pala



"Selamlar ki, şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir, elbette onadır. Hasretler ki, âşıkların avazı kadar yanıktır, elbette onadır. Övgüler ki, özlem sözlerince füzûn ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun, ona, hep ona, hep onadır. O ki güldür, o ki sevgilidir, bütün mecburiyetler onadır. Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler, bir melek adını andı onun. Sözcükler henüz yetim, sev­giler hançer sokumlarına mahkûmdu. Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böcekleri­nin rüya aralığında cinayetler işleniyor; babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu. Cinnet karargâhına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kele­bekler çarmıha geriliyordu, yalnızca masum oldukları için... Zaman öyle bir zaman, mekân öyle bir mekândı… Ebabiller kara yere kararken Ebrehe'nin fil­lerini, gonca ana rahminde yetim kalıverdi. Kâbe'nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa, çığlık çığlığa… Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı: "Yaklaşıyor yaklaş­makta olan!.. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaş…"
Avizesi cevzâ, ışığı dolunay idi gecenin. Yaklaşmakta olan, bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne. Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti. Bir bülbül gülün aşkına yanmış, yanmaktan kana boyanmıştı. Anlatıyordu:Zamân o gül gibi gül görmedi zamân olalı Gülün güzelliği dillerde dâsitân olalı Peygamber Efendimizin hayat hikâyesi… İskender Pala'nın güçlü kaleminden…"


Hangi aşkı okumak peygamberimizi okumak kadar güzel olabilir ki ? Üslub ile gönülleri doyurdu bülbülleri dile getirdi İskender pala.. Bilinen bilinmeyen tüm ayrıntılarıyla anlattı islamiyetin güzelliğini iyiliğini. Güle aşık bülbülün şakımalarını dinledim..40 bestenin 40'ında da mis kokulu ezgiler duydum..Bu kitaba nasıl yorum yazarım, nasıl anlatırım, bilmiyorum.Kendimce acizane dile getireceğim tek şey şu yorumu bile gözlerim dolu dolu yazdığım... İskender Pala hayranlığımı bilmeyen yoktur. Kalemini üslubunu çok severim. OD okuduğum ilk kitabıydı. Bülbülün Kırk Şarkısı'na kadar, enfes bir kitap her bölümü gözyaşlarıyla okuduğum.Ve okuduğum onca kitabının içinde, bu en akıcı, en sade, ama en etkileyici bir dille yazdığı romanı bence ..

Bülbülün gözünden ve o güzel anlatımından "Gülüm"diye bahsetti Hz. Muhammed (s.a.v) doğumundan ölümüne kadar şahit olacağınız kâh gözlerinizin dolacağı kâh sevinçle yüreğinizi dolduran bir romana daha imza atmış, İskender Pala. Güllerin efendisini aşığından, bülbülden dinlemek ne güzeldi. Okudukça hüzünlendim. Ey rahmet elçisi! Sen gönülleri coşturansın; seni okumak, seni bilmek ne güzel...

Evet çok bilindik defalarca çeşitli yazarlar tarafından kaleme alınmış bir kâinatın sevgilisinin hayatı. Doğumu, islamiyeti yayma süreci, çektiği sıkıntılar, aşağılandığı yalancılık büyücükle suçlandığı, eziyetlere maruz kaldığı,ailesi, sahabeleri, tabi ki son olarak Arafat ve Veda Hutbesi, vefatı, tüm bunları naif bir dil ile 40 şarkı eşliğinde bir bülbüle anlattıran dinlerken bülbülün gözü kulağı yüreği ile okuyucusunu bütünleştiren İskender Pala'ya bir kez daha hayran kaldığım doğrudur.

Son olarak ben bu kitabın tüm" insanlığın" okuması gerektiğini düşünüyorum. Veee kitabımın kapağını kapattığım şu sözlerle bitireyim..

"İnsanlar..." dedi ,yirmi iki yıldır çalışıp didinerek Allah'ın kendisine verdiği görevi tamamlamanın hazzıyla ."İnsanlar !... " Bu hitap insanlara değil insanlığaydı. İnsanlar öz kimliklerinden uzaktaydı çünkü, Allah'a kulluktan uzaktaydı. İnsan olmak, insaniyetli olmak yeterince itibar, yeterince iltifat idi. "İnsanlar ..." ifadesi bütün insanlığa seslenişti; bu yüzden başka bir sıfata gerek duymadı, yalnızca "İnsanlar !..." diyerek başladı sözlerine. Değerli, kıymetli,sayın, muhterem, aziz gibi iltifat sıfatlarının hiç birine gerek duymadan " İnsanlar !.." dedi .Gerçek insan olmak, bütün bu sıfatlarında sahibi olmak; insanlığın hakikatine ermekti çünkü.Yüzyıllardır yaratılan insanlar içinden seçilmesi de, hak ve hakikat adına süren mücadelesi de bunun içindi. Ben bülbülüm. Eğer bugün bahçenizde bir yerlerde size kırk birinci şarkıyı söylüyorsam,bilin ki yine gülümü anlatıyorumdur. 

"Bütün şarkılarım sana senâdır yâ Rasülallah;
Ne ki vardır ya senden senadır yâ Rasülallah 
"Çünki "seni her kim severse ben rakibim yâ Rasülallah !"

4 yorum:

  1. O kitabı bende okudum herkese tavsiye ediyorum. Emoş yorumların çok güzel. Lütfen ara verme💜

    YanıtlaSil
  2. Sensiz geçen her günüm revadır ya resulallah
    Senin ismin tüm sözlere şifadır ya resulallah
    ( buda benim tahmisim olsun:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsun tabi. Herkesin okuması gereken bir kitap...

      Sil

Düşüncelerinizi lütfen benimle paylaşın..